Dokununca sertleşen iktidar…

0


Fazla iktidar ‘erkek’i delirtir! Söylemedi demeyin!

Giriş notu: Bu yazı, cinsellik ve sübliminal mesajlar içermektedir. Çocukların, kalp hastası ve yaşlıların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmesi tavsiye olunur.

Henüz ortaokul ikinci sınıfta, okulun ikinci ve ergenliğin ilk dönemlerindeyken, bir gün arkadaşım bana ‘iktidar’ımın olup olmadığını sordu. Ben de o güne kadar iktidar kelimesini hep televizyondan Erbakan, Demirel, Çiller gibi Türk siyasetin ‘güzide’ ve ‘az muhterem çok küfredilen’ isimlerinden duyduğumdan olsa gerek, olayı ilk başta çakozlamadığım için bir süre düşündükten sonra ‘hayır’ cevabını vermiştim. Neticesinde küçüktüm ve siyaset de yapmıyordum. Nereden iktidar sahibi olabilirdim ki? Yani o an öyle fikir yürütmüştüm.

Sonrasında bu arkadaş benimle dalga geçti ve diğer arkadaşlara benim ‘iktidarsız’ olduğumu söyledi. Açıkçası neden böyle yaptığına anlam verememiştim. Daha sonra bir başka arkadaş geldi, “Gerçekten mi?” diye sordu. Mevzuya hâlâ ayıkmamış olmanın etkisiyle, “Ben Erbakan mıyım ki iktidarım olsun?” cevabını vermiştim bu sefer de. O dönem Erbakan ‘kısa süreli’ de olsa ‘iktidar’ını sürdürmekteydi. Derken bizim iktidar olayı koro halinde alay konusu oldu. Daha sonrasında hemşehrim olan bir diğer arkadaşım o yaşta ‘iktidarın’ tadına varmış olsa gerek, bana ‘erkek kişinin uzvunun sertleşerek dik duruma gelmesi’ olayına ‘iktidar’ dendiğini anlatmıştı. İşte o gün ‘iktidar’ denen ‘iftihar kaynağı’ olayın ne olduğunu öğrenmiştim.

İktidar baş döndürücü ve cesaret verici bir olgu haliyle. Er kişinin ‘mutlak iktidar’ durumunda olması halinde, bir partneri varsa şayet, partnerinin isteği dışında dahi iktidarını ona ‘dayatma’ konusunda çekimser davranmamasına neden olur. Bazı durumlarda ise bir bakmışsınız iktidar, damacana’ya bile ‘gövde gösterisi’ dahi yaptırır hale getirmiş er kişiyi. Bu yüzden kimi zaman onun ‘varlığı bir dert, yokluğu yara’ olabilmektedir. Örneğin, iktidarın gereken sertliğe ulaşmaması durumunda erkek cinste sinir oluşacağı için şiddet eğilimine yol açabileceği gibi, depresyon, içe kapanıklık, kaygı, kişilik bozukluğu’na da sebep olabilir. Elbette günümüzde artık tıp epey ilerlediği için bu tarz durumların tedavisi mümkün. Lakin her ‘yiğit’ arızayı kabullenip doktora gitmeyi göze alamaz. ‘Mavi hapı’ yutmayı tercih eder.

Bildiğiniz gibi ‘iktidar’ meselesi tamamen bünyedeki testosteron oranıyla alakalı bir mevzu. Testosteron seviyesi çok ise ‘iktidar’ da o derece ‘atarlı tutarlı’ oluyor. Ama az ise bir tatminsizlik durumu hasıl oluyor. Yok ise zaten yapacak bir şey yok. Ya muhalefette kalınır ya da iktidar sahiplerine yancılık yapılır; ‘üçüncü yol’ ise her daim bir alternatif olarak bir kenarda durur.

Peki bu testosteron seviyesi neye göre yüksek veya az olabiliyor? Ne yapmak lazım bu testosteron denen kutsal hormonun çoğalması için?

Testosteron buluttan dahi nem kapan bir yapıya sahip. Öyle ki mevsimsel değişiklikler dahi seviyeyi düşürebilir. Ama en olumsuz etkileyen unsur uykusuzluk, stres, sosyal çevrede geliştirilen başarısız ilişkiler, hatta doktorların söylediğine göre evlilik ve çocuk sahibi olmak dahi erkek cinsin testosteron hormonunda azalmaya sebep olabiliyormuş. Bunu artırmak için bal, pekmez, fındık, fıstık, macun, bazı durumlarda plasebo etkisinden ötürü ‘hacı hoca üfürüğü’ bir yere kadar çözüm. Lakin bunlar kesin çözümler değil.

Yüksek seviye testosterona sahip olmak için en kesin çözüm sağlıklı ve mutlu bir beyne sahip olmaktır. Çünkü vücutta yer alan bir çok hormon gibi testosteron hormonun üretimi de beynimizdeki hipotalamus ve hipofiz bezi tarafından kontol edilir. Hipotalamus sadece bu hormonların kontrolünü yapmaz. Aynı zamanda sevgi, öfke, tedirginlik, korku gibi duyguları da kontrol eder. Anlayacağınız hipotalamus sıkıntılı ve hasarlıysa, ‘baş’ da iktidar da sıkıntıda demektir.

Tüm bunları neden anlattık?

İktidar dediğimiz mesele, erkeğe özgüdür. Yani cinsiyet olarak erkektir. İktidar eş anlamı ile erk demektir. Erk bir işi yapabilme ve yaptırabilme gücüdür. Erkek ise erk sözcüğünden türemiştir.

Mevcut öğrenilmiş evrensel düzen ve hiyerarşi, erkek merkezlidir. Tanrı erkektir, tanrının yeryüzündeki gölgesi olan geçmişin kralları, günümüzün devlet erkânı erkektir. Erkek, hayatın her alanında ve her anında sürekli bitmek tükenmek bilmez bir ‘iktidar’ kompleksi içindedir. Sürekli sertleşme ihtiyacı duymaktadır. Yeteri kadar sertleşip, tatmine ulaşamadığı zaman hezeyanlara kapılıp şiddete başvurmaktadır.

Ülkemiz özelinde ise ne yazık ki karşımızda 15 yıldır çeşitli yöntem ve takviyeler ile ‘sertliğini’ sürdürmeye çalışan bir unsur durmaktadır. Bu unsur ne yazık ki bir dönem okyanus ötesi ile başarısız bir evlilik gerçekleştirmiş, fakat bu birlikteliğin her iki tarafı da ‘erkek’ olması münasebetiyle ‘iktidarlar’ çatışmış ve şiddetli geçimsizlik gerçekleşmiştir. Bu süre zarfında da bu unsurlara dokunuldukça daha çok sertleşmişlerdir. Ne yazık ki bu sertleşme, pek değerli iktidar sahiplerimizin hormon düşüklüğünden ötürü ‘yeterli sertleşme’ seviyesine ulaşamamaları nedeniyle başvurdukları bir savunma yöntemidir.

Lakin çırpınışları beyhudedir. Çünkü söz konusu iktidari unsurun en tepesinin hipotalamusu arızalıdır. Arızalı hipotalamus ile mutlak iktidarı ve mutluluğu sürdürmenin mümkün olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Eğer halk olarak iktidara sahip olmak istiyorsak, hipotalamusu arızalı, üçkâğıtçı hacı hoca üfürüğünden toplum olarak acilen vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde ‘üfürükten tayyare, selam söyle o yare’ deyişine yeni bir örnek olarak tarihin derinliklerinde kaybolup gideceğiz…

CEVAP VER