“Barış rüzgarı” mı, biat sopası mı?

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın piyanist Fazıl Say’ın konserine gitmesi kimi çevreler tarafından eleştirilirken, bazı “muhalif” kesimler arasında bile “dostluk ve barış” rüzgarlarının esmeye başlaması olarak yorumlandı.  Peki bu konserde Erdoğan’ın sahneye çıkması göz yaşartıcı bir “sevgi seline” neden olurken gerçekten de “barış”  için bir adım olabilir miydi? Acaba bu davete icabet, kimilerinin iddia ettiği gibi Erdoğan’ın muhaliflere doğru attığı bir adım mı, yoksa iktidar cenahının Say’ı da arkalarına alarak “istenmeyen kesimi” baskı altına almasına neden olacak bir hamle mi olacaktı?

Fazıl Say’ın kalbini elbette okuyamayız. Ancak yandaş medyanın yorumlarına bakılırsa Fazıl Bey’in bu “kutlu yolda” amacına ulaşması biraz zor görünüyor. Çünkü bu “özlenen kaynaşma” şimdiden Saray’ın “sanatçı müsveddeleri” dediği isimler ve karşıt kesimleri biata  zorlamaya, yeniden hedef haline getirmeye  başladı bile:

Say’ın “dostluk hamlesi”  ilk olarak dinci Yeni Akit tarafından “Küfürbaz Say’dan itibar takıyyesi” denilerek geri püskürtüldü.  Akitçi’ler konser davetini “Milletin Erdoğan sevgisini kendi lehine kullanmaya çalışıyor” diyerek yorumlarken “yazar” Ali Karahasanoğlu “Metin, Fazıl’a baksın akıbetini anlasın!” başlıklı yazısında muhalif sanatçıları  tehdit ettiKarahasanoğlu “Onun içindir ki, Metin Akpınar’a, Müjdat Gezen’e hatırlatalım. Ne zaman ki, tehdit söylemini bırakırsınız, hakaret dilini bırakırsınız, sanatçılık iddiasında iseniz, tehditlerle değil, sanatınızla halkın karşısına çıkarsınız. İşte o gün göreceksiniz ki, şu an arkanızda duranların hepsi, Fazıl Say’a yaptıklarını size de yapacaklardır. Fazıl Say, Ömer Hayyam’ın İslam’a hakaret içeren sözleri ile sanatını mı icra etmişti?  Hayır. Akpınar’ın da tehditleri, sanat icrası değildi. Alkışlar da, sanatı için değil, Erdoğan’ı tehdit ettiği içindi. Artık bu gerçekleri bilelim. Körü körüne Erdoğan düşmanlığı yapanların oyununa gelmeyelim” dedi.

Sabah’tan Merih Altınok ise “İyi geldi mi Rutkay bey?” başlıklı yazısında “sanatçı müsveddelerini” hedef aldı. “Evet, kimi gergin densizlerin ‘Mozart dinle, iki bira iç, iyi gelir rahatlarsın’  dediği bir Cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Acaba dün, Erdoğan mütevazılığın, rahatlığın, sahiciliğin manifestosunu yazarken ne haldelerdi?” diyen Altınok da “Dillerinden düşürmeseler de Mozart’ı Beethoven’den ayırmadıklarını zaten biliyoruz. Ama muhtemelen bundan sonra Fazıl’ı hepten unutacaklardır” diyerek Say aracılığıyla muhalif sanatçılara sarayın sopasını gösterdi.

Takvim’den Bülent Erandaç ise yazısında “Mozartçılar, biracılar, Batı kuklaları morardı. Biracı ahkam kesiyordu. Mozartçı ortalıkta dolaşıyordu. Bir anda nefesleri kesildi. Batı hayranları, emperyalizmin gizli uşakları, çakma ulusalcılar, Fazıl Say’ı rol modelleri gibi yutturmaya çalıştılar. Ne oldu? Cumhurbaşkanı konsere gidince tık nefes oldular” dedi.

Akşam’dan Serkan Fıçıcı ise konser davetini eleştirenlere “Psikopat bunlar” diyerek “barış rüzgarlarının” muhalif kesime doğru nasıl  fırtınaya dönüştürüleceğini iki kelimeyle özetlemiş oldu.

Neticede bu “dostluk” Fazıl Say’ı kurtarsa da iktidar karşıtı halk kesiminin bu bahaneyle daha büyük bir hedef haline getirilmeye çalışıldığı ortada. Hepimize hayırlı konserler…

Erdoğan ve Say arasındaki sinerji:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here