Avrupa’da yeni bir ordu için düğmeye basıldı

0


Avrupa ordusu kurulabilir mi?

Pesco mutabakatı 13 Kasım 2017 tarihinde 28 AB ülkesinden 23’ünün katılımı ile imzalandı…

Ne diyelim bize de artık “hayırlı olsun” demek düşer. Henüz pek ünlü olmasa da yakın gelecekte büyük şöhret kazanacak olan bir anlaşma bu. Adının sözcük açılımı Permanent Structured Cooperation – Sürekli ve yapısal işbirliği oluyor. Anımsadığım kadarı ile 11 Aralık 2017 tarihinde de yürürlüğe girecek. Lafı çok dolandırmadan söyleyelim, Permanent Structured Cooperation yani sürekli ve yapısal işbirliği derken arkadaşların kastettiği işbirliği örneğin AB ülkelerinin tamamındaki sağlık personelinin ya da eğitimcilerin daha iyi iş koşullarında, daha iyi hizmet vermeleri için sürekli bir işbirliğine girmeleri değil. Burada kastedilen işbirliği haki renkli (mümkünse kamuflaj) üniforma giymiş; kafasında çelik miğferi olan; boynunda da mümkün olan en gelişmiş tüfek asılı gençlerin daha iyi koordine edilmesi için yapılacak bir işbirliği.

Daha da açık söylersek bir Ortak Avrupa Ordusu.

Fransa dışişleri bakanı Jean-Yves Le Drian, AB Dışişleri komiseri Federica Mogherini, Almanya’nın dışişleri bakanı Sigmar Gabriel, savunma bakanı Ursula von der Leyen ve de burada ismini tek tek sayamayacağım bir çok önemli şahsiyet Pesco’dan duyduğu sevinci “Avrupa için tarihsel öneme sahip büyük bir adım atıldı” vs türünden cümlelerle belirtti.

Böylesi bir Avrupa ortak ordusu ya da haydi biraz yumuşatılmış adıyla söyleyelim “ordular arası düzenli askeri işbirliği” ne anlam ifade etmektedir? Örneğin Avrupa bu adımı atmazdan önce savunmasız mıydı? Almanya’da örneğin Wiesbaden Frankfurt arasında var olan Amerikan askeri havaalanı aslında çiçek yetiştirmek amacıyla mı var? Ya da Frankfurt sivil havaalanının çevresindeki her biri sekizer şeritli otoyollar neden iniş pisti gibi dümdüz inşa edilmiştir ve de ortasındaki refüjler neden portatiftir? Bu ve bunun gibi daha birçok kötü niyetli soruyu arka arkaya sıralamak mümkün. Ama bugün bizim içimiz Pesco’nun sevinciyle dolu, bu nedenle kötü niyetli soruları bir tarafa bırakıp bu anlaşmanın içerdiği “işbirliğine” biraz daha yakından bakalım.

Anlaşma öncelikle sürekliliği olan ortak askeri yapıların acilen oluşturulmasını öngörüyor. İşin insancıl görünmesi açısından ilk aşamada ordular ortak sağlık ve lojistik birlikleri kuracaklar. Amaç yaralanan askerleri hızla nakledip tedavi etmek.

İyi de dünyanın hiç bir ordusu yaralanan askerleri tedavi etmek ya da silahları ordan oraya taşımak amacı ile kurulmaz. Silah kullanılsın diye taşınır, o taşınan silahların kullanılması sürecinde de askerler ölür ya da yaralanır, taşınır. Bu nedenle, bu gelişmelere paralel olarak Brüksel’de bir ortak komuta merkezi ya da Türkçe’siyle söylersek ortak bir karargah kurulması da mutabakatta mevcut. Henüz adı verilmese de biz belirtelim; Kor ve Orgenerallerden oluşan bir güruh komutan bu karargahın başına oturtulacak ve sonunda bir ihtimal Avrupa’nın nur topu gibi bir de Genelkurmay Başkanı ya da sivil sözcüklerle söylersek bir “AB Savunma komiseri” olacak. Tabii Avrupalı olduğu için o komutana üniforma değil, sivil giysiler giydirecek hatta belki bu göreve şöyle eli yüzü düzgün bir kadını getireceklerdir.

İş karargahla da bitmiyor. Kendi başına askeri yapı niteliğini kazanacak olan bu birliklerin kullanacağı “kendi askeri standartlarını yaratmak amacı ile” bir bilimsel araştırma birimi oluşturulması da mutabakatın bir parçası. Sadece bu birim için 2021’den başlayarak yıllık en az 1,5 milyar avro gibi bir bütçe öngörülüyor. Başlangıç için yeterli ama uzun vadede az.

Askeri birimlerin kendi kendilerini üretmek gibi bir işlevi vardır. Bir yerde bir küçük birim kurarsın sonra bu birimin mutfağı, donatımı, muhaberatı, sağlığı, iletişimi derken bir bakmışsın ortaya dev bir yapı çıkmış. Pesco’da da durum aynı. Dolayısıyla iş resmi metinlerde yazdığı gibi askeri sağlık birimlerinin daha da iyi koordinasyonu falan gibi yuvarlak laflarda kalamıyor.

Burada örneğin birliklerin hızlı bir şekilde sevkiyatını sağlamak amacı ile anlaşmaya taraf olan ülkelerin transport alt yapısının düzeltilmesi ve standardize edilmesi gibi güzel bir başlığımız var. Hali hazırda geçerli olan yasa ve anlaşmalara göre sıcak savaş olmayan dönemlerde AB ülkeleri arasında asker sevkiyatı ilgili ülkelerin tek tek parlamentolarından karar çıkartılmasını gerektiren “hantal” ve “gereksiz” bürokratik bir yapıya sahipti. Artık bu sorun bitiyor. Savaş dışı dönemlerde de tek tek ülkelerin askerleri sadece komutanlarından, haydi diyelim belki bir de kendi başbakanlarından ya da savunma bakanlarından alacakları bir emirle sınır kapılarını açıp diğer ülkeye yardıma koşabilecekler. Ayrıca bu kolaylıklar ABD, Kanada ve İngiltere gibi AB dışı ülkelerin orduları için de geçerli olacak.

Nedense  aklıma birden 1 Eylül 1939 sabahı Polonya’nın sınır kapısını açan Alman askerlerinin fotografı geldi. Saçma tabi. Bugünün askeri doktrininde ülkelerin birbirlerine karşı savaşması değil birbirlerine yardıma koşması öngörülüyor. O zaman sınırını açacak başka bir ülke bulmaları gerekecektir tabi.

Tekrar konuya dönelim.

Kaza yapan Alman tankı…

Bu madde asker göndermenin yasal boyutunu düzenliyor. Bir de tabi teknik boyutu var. Tankıyla topuyla bir askeri birliği A noktasından B noktasına taşımak için sağlam bir altyapıya gereksinim var. Bunun için farklı ülkelerde uzmanlar araştırma yapmaya başladılar bile. İspanya’dan Baltık Cumhuriyetlerine ya da Ural dağlarına uzanan bu bölgedeki köprülerin bir çoğu 50 ile 70 ton arasında bir ağırlığa sahip modern tankların geçmesine uygun değil. Daha dün (yani 2008’de) Alman ordusu kendi ülkesinde tatbikat yaparken yol koşulları nedeniyle tanklar kaza yaptı. Olacak iş mi? O tankların Regensburg gibi sağlam bir altyapı değil de diyelim ki Estonya gibi sakat bir ülkede karşılaşacağı sorunları düşünün bir kez. Hiç olacak şey değil. Bu nedenle kurulan ortak bir komisyon 2018 yılı mart ayına kadar Pesco ülkelerinde bütün köprülerin takviye edilmesi, bütün alt geçitlerin Tank boyutuna göre genişletilmesi ve bütün limanların gereğinde askeri kullanıma uygun hale getirilmesi için gerekeni yapmakla görevlendirildi.

İşin matak yanı bu liman, köprü ve geçitlerin de büyük bölümü Doğu Avrupa ve Baltık Cumhuriyetlerinde bulunuyor.

Kimse yanlış anlamasın arkadaşlar. Kesinlikle söylüyorum, bir savaş hazırlığı ya da Almanya’nın komşu ülkelere Truva atı içinde asker göndermesi sözkonusu değil. Avrupa Hümanisttir… Hele Almanya ve Fransa daha da hümanisttirler. Bu adamlar ordu kurarsa sıhhiye birliklerinin işbirliğini geliştirmek, hadi bilemedin belki biraz da asker sevketmek amacıyla kurar.

Sahi o asker sevk edildiği yerde ne yapar?

CEVAP VER